Blogger tarafından desteklenmektedir.

Başkalarının attıklarından yapılmış bir kıyafeti giyer miydiniz?


Atık denim kumaşlar, çöp poşetleri, organik deri parçaları, cam şişeler... Başkalarının attıklarından yapılmış bir kıyafeti giyer miydiniz? Peşin hükümlü olmayın; İstanbul Tasarım Bienali kapsamında gerçekleştirilen ‘Geleceği Giydirmek’ sergisi, bu ve benzeri sorulara şaşırtıcı cevaplar verdi. Dünyaca ünlü giyim markası H&M, kitleleri giydirmekle kalmayıp, sosyal konulara da vurgu yapıyor. H&M Conscious ile ‘sürdürülebilir moda’ kavramına dikkat çeken marka, 3’üncü İstanbul Tasarım Bienali kapsamında da çarpıcı bir sergiye ev sahipliği yaptı: ‘Geleceği Giydirmek’.

Şişhane’deki Adahan İstanbul Otel’in eksi birinci katına indiğinizde sizi ‘Fashioning the Future’ (Geleceği Giydirmek) yazısı karşılıyor. Ardından da İlknur Dinç’in imzasını taşıyan, alüminyum hamburger ambalajı ve denim kumaştan yapılmış bir elbise görüyorsunuz. Şaşkınlığınızı atmaya çalışırken, sergi size temel sorusunu yöneltiyor: “Başkalarının attıklarından yapılmış bir kıyafeti giyer miydin?” Ve belki siz daha düşünürken, cevabı veriyor: “Büyük ihtimalle giyiyorsun bile!” Geri dönüştürülmüş pamuk, polyester ve polyamid gibi malzemeler birçok giyside kullanılıyor. H&M de bazı kıyafetlerde yüzde 20 geri dönüştürülmüş pamuk kullanıyor. Ve bunları başkalarının bağışladığı ya da attığı kıyafetlerden elde ediyor. Böylece su tüketim oranını da neredeyse sıfıra indirgemiş oluyor. Markanın sponsorluğunda, İsveç Başkonsolosluğu ve İsveç Enstitüsü’nün işbirliği ile düzenlediği atölyelerde yaratılan yeni jenerasyon tasarımlar, sürdürülebilir moda ile sanatı birleştiriyor. Geri dönüştürülmüş çöp poşetinden artık siyah pipete, eski plastik masa örtüsünden yapay güle kadar aklınıza gelebilecek, gündelik hayatta ömrünü doldurmuş materyallerin kullanıldığı tasarımlar, fütüristik, modern, geleneksel veya eklektik dokular taşıyor. Sergide özellikle Aşkım Nehir Ünal’ın tasarımı dikkat çekiyor. Genç tasarımcı, kanser tedavisi sırasında hasta ışın tedavisi görürken başını sabit tutmak için kullanılan termoplastik baş-boyun maskesinden bile yararlanmış. Hazırladığı ceket de balonlu naylondan oluşuyor. 

“Moda tutumsuz olmak zorunda mı?” 
İnsanoğlunun çelişkileri, büyük şehir hayatı, distopik bir gelecek, mülteciler gibi aslında hem bire bir içinde olduğumuz ve soluduğumuz yaşama hem de haberlerden tanık olduğumuz görüntülere vurgu yapan sergiyi gezdikçe, başka sorularla karşı karşıya kalıyorsunuz: “Moda tutumsuz olmak zorunda mı?”, “Diğerlerinin elden çıkardığı kıyafetlerle hazırlanmış tasarımlar giymeyi hayal edebilir miyiz?”, “Sürdürülebilir moda tarzın kaybedilmesi anlamına gelir mi?”, “Şeker ya da algler gibi yeni malzemelerle hazırlanmış kıyafetler alabilir miyiz?”, “Modaya dair bugünkü tavrımız gelecek nesilleri nasıl etkileyecek?”, “Moda sürdürülebilir dünya inşa etmeye yardımcı olabilir mi?” gibi... Tüm bu sorular sizi kaotik bir tabloyla yüzleştirse de, “Yakın gelecekte susuz kalacağız” gibi haberlerin gerçekleşme ihtimali bu denli yakınken, kıyamet senaryoları gerçekliğe doğru ilerliyor. Tüketim olgusunun en güçlü olduğu alanların başında gelen modanın sürdürülebilirliğe önem vermesi, bu açıdan oldukça büyük bir adım. Peki, moda tüketim döngüsünü tamamlayabilir mi? H&M, serginin sonunda sorduğu bu soruyu yine kendisi yanıtlıyor: “Daha en başından, yani tasarım aşamasında giysilerin geri kazanılması hedefi ile hareket edilirse ve malzeme seçiminden kumaş üretimine, dikiş, mağazalara ulaştırma, satış ve sonrasında kullanım ve geri dönüşüm bir bütün olarak tasarlanırsa bu döngüyü tamamlayabiliriz.’’ 4 Aralık’ta sona eren sergi için hazırlanan tasarımların arasından bir de kazanan belirlendi. Ünlü tasarımcı Zeynep Tosun, moda bloggerı Billur Saatçi ve kreatif danışman/moda yazarı Ece Sükan gibi isimlerin de yer aldığı jüri, Asude Şenoğlu’nun tasarımını seçti. H&M Üretim Ofisi’nde iş imkânı elde eden Şenoğlu, tasarımında çöp poşeti, organik denim kumaş, atık denim kumaş parçaları, tasarım kalıplarını çıkarmak için kullanılan milaj kâğıt atıkları kullanarak hem bir giysi hem de bir çanta yarattı. 

İstanbul’da tasarım hareketliliği 
Sadece ‘Geleceği Giydirmek’ sergisi değil, İstanbul tasarım açısından son derece hareketli günler geçirdi. İstanbul Design Week, İstanbul Tasarım Bienali ve Tasarım Tomtom Sokak’ta etkinlikleri, bu hareketliliğin sebeplerinden sadece birkaçı. 
İstanbul Design Week: Bu yıl 10’uncu yaşını kutlayan İstanbul Design Week, tasarımı şehrin tam kalbine, Taksim Meydanı’na taşıdı. Dünyada da takip edilen bir etkinliğe dönüşen Design Week, mobilya tasarımından modaya, grafikten aydınlatmaya kadar pek çok disiplinden bağımsız tasarımcı ve tasarım ofisleriyle üreticileri, genç yeteneklerle de profesyonelleri ve tasarım tutkunlarını buluşturdu. Etkinlikler, ‘Bağlantılar’ teması kapsamında 60’ın üzerinde bağımsız tasarımcı, tasarım ofisi ve kurumu ağırladı. 3’üncü 
İstanbul Tasarım Bienali: “Biz insan mıyız?”. 6 kıtadaki 13 ülkeden 250’nin üzerindeki katılımcı bu sorunun cevabını, özgün tasarım dilleriyle yanıtladı. İstanbul Kültür Sanat Vakfı’nın düzenlediği bienal, bu soru çerçevesinde 70’in üzerinde projeye kapılarını açtı. Sergilenen projeler, tasarımın insan hayatını, bedenini, yaşadığı gezegeni ve zamanı nasıl kökten değişikliklere uğrattığını gösterdi. Tasarım Tomtom Sokak’ta: Yeditepe üzerine kurulu İstanbul’un özgün ve tarihi dokusunu koruyan bölgelerinden Tomtom Mahallesi, yakın zamanda festival havasında bir tasarım etkinliğine ev sahipliği yaptı. Bu yıl ilki gerçekleştirilen Tasarım Tomtom Sokak’ta etkinliğiyle, 100’ün üzerinde tasarımcı; hayatı, yaşamı ve sokağı tasarladı. 50 stant ve 30’a yakın mağazada, 100’ün üzerinde tasarımcının bir araya geldiği Tasarım Tomtom Sokak’ta, Hakan Kodal, modacı Bahar Korçan, Serra Arıkök ve Ayşegül Temel gibi ünlü isimlerin imzasını taşıyor. 

Mehtap Elaidi / Moda Tasarımcıları Derneği Başkanı– Tasarımcı: Sürdürülebilir moda hayatımızda kalıcı yere sahip. Sergideki tasarımların yaratım aşamasının ve düzenlenen atölyenin liderlerinden Elaidi, H&M’in bu çalışma ile tüm dünyada farkındalık yaratma anlamında çok önemli işe imza attığını dile getiriyor. “Burada aslında ütopik bir dünyada sürdürülebilir malzemelerle katılımcıların hayal güçlerini özgürleştirerek ve zorlayarak kendilerine bu ütopik dünyada birer tasarım yapmaları yolunda yön verdik” sözleriyle atölyenin içeriğini açıklayan Elaidi, sürdürülebilir modanın bir tarza dönüşüp dönüşmeyeceği konusunda iyimser. 

Gül Ağış / Tasarımcı: İstanbul gitgide bir tasarım merkezine dönüşüyor. Bu yıl art arda düzenlenen İstanbul Design Week, Tasarım Bienali ve Tasarım Tomtom Sokak’ta etkinlikleriyle, katılımcılar tekstil, moda ve tasarım alanlarında Türkiye’deki ve dünyadaki yeni gelişmeleri yakından takip edebilme imkânı buldu. Moda endüstrisindeki en önemli markaların son tasarımları hakkında bilgi alabilmek, aynı zamanda global ve lokal tasarımcıların, moda ve tekstil sektörüyle ilgili görüşlerini dinlemek ve bu alandaki birbirinden yaratıcı ve özel sergileri ziyaret edebilmek, bu tasarım hareketliliğinin doğru şekilde değerlendirildiğinin göstergesi. İstanbul hem tarihiyle hem de birçok farklı kültürü içinde bulunduran yapısıyla her zaman sanat, tasarım ve moda için bir merkez olacak nitelikte bir şehir oldu. Son etkinlikler düşünüldüğünde, İstanbul’un gitgide bir tasarım merkezine dönüştüğünü söylemek yanlış olmaz. İstanbul Design Week, hem Türkiye’den hem de uluslararası tasarım dünyasından birçok önemli ismi katılımcılarla bir araya getirdi. Endüstriyel tasarım, moda tasarımı ve görsel iletişim tasarımı konularında düzenlenen panellerin hem yerli hem de yabancı katılımcılardan büyük ilgi gördüğünü düşünüyorum. Bu da, globalleşen dünyada tasarıma bir noktada Türkiye’nin de yön verebilecek olduğunun göstergesi.

Kaynak: Tekstil İşveren