Blogger tarafından desteklenmektedir.

Dünya tekstilci peşindeyken Türkiye'de adeta ihmal ediliyor


GENELLİKLE gelişmekte olan ülkelerin odaklandığı sanayi sektörü olarak bilinen tekstil ve hazır giyimde oyunun kuralları değişiyor. Avrupa Birliği, tekstil dahil tüm sanayi sektörlerinde üretimi destekleme kararı aldı ve bu konuda belirlenen strateji tüm AB ülkeleri ile sanayi sektörleri tarafından imzalandı. ABD ise kendi sınırları içinde üretimi teşvik için her türlü radikal önlemi almakta kararlı. Japonya bile küresel ölçekte en çok tekstil makinesi alımı ve yatırımı yapan ülkeler arasına girmiş durumda. Bu gelişmelerin de ışığında Türk tekstil ve hazır giyim sanayicileri artık sadece maliyete dayalı olarak gelişmekte olan ülkeler grubundaki rakipleriyle değil aynı zamanda Ar-Ge, inovasyon, tasarım ve yüksek teknolojiyle üretim için yatırım bütçeleri çok yüksek olan gelişmiş ülkelerle de rekabet etmek zorunda. Küresel krizlerin yaşandığı son 10 yılda toplam 247.2 milyar dolarlık ihracat yapan ve 134.7 milyar dolarlık dış ticaret fazlası sağlayan tekstil ve hazır giyim sektörümüzün daha nice 10 yıllar en azından gücünü koruması şart. Sektörle istişare içinde yeni destekler sağlanırsa bu rakamların katlanarak büyümesi de mümkün.

Türkiye Tekstil Sanayii İşverenleri Sendikası Yönetim Kurulu Başkanı Muharrem Kayhan, Türk tekstil ve hazır giyim sanayisinin, tam entegre üretim yapısı ile ülkemizin dünyada en fazla söz sahibi olduğu sektör olduğunu belirterek, “Bu sektörde ürün kalitemiz, hızlı sevkiyat ve termin sürelerimizin uyumu açısından küresel pazarda en rekabetçi ülkeler arasındayız. Bu sayede ülkemiz açısından da tüm sanayi sektörleri için gerçekleştirdiği en yüksek net ticaret fazlası ve yüksek istihdam gücüyle yerli ve milli sanayimize örnek teşkil etmeye devam ediyor” dedi. Türk tekstil sanayisinin 1980’li yıllardan bu yana önemli bir ivme kaydettiğini ve değişen küresel şartlara uyum sağlayarak sürdürülebilir bir sanayi olduğunu da ispat ettiğini söyleyen Başkan Kayhan, şöyle konuşuyor: “Bu başarı, sektörün daha uzun yıllar aynı başarıyı sürdürme gücünü de kanıtlıyor. Bu yüzden rekabet avantajımızı korumak için devlet ve özel sektör istişare içinde tedbirler almalıyız. Çünkü, günümüzde hem gelişmekte olan ülkelerin hem de gelişmiş ülkelerin sanayi stratejilerinde tekstile önemli bir yer vermeleri, dünyada tekstil arz ve talep dengesinde önemli değişimlere yol açacak. Bu şartlar altında zorlaşan rekabet koşullarını yeniden ele almak ve stratejik hedefleri revize etmek büyük önem taşıyor.”

RAKİPLER GÜÇLENİYOR
Tekstil sektöründe en yoğun rekabet AB ve ABD pazarlarında yaşanıyor. AB, dünyanın en büyük tüketici pazarı olarak öne çıkıyor ve Türk tekstil sektörü bu pazara 4.7 milyar Euro’luk ihracat yaparak, Çin’in ardından ikinci tedarikçi konumunda. Türkiye’yi Hindistan ve Pakistan takip ediyor. Türk hazır giyim sektörü de 9.4 milyar Euro’luk ihracat ile AB pazarında Çin ve Bangladeş’in ardından üçüncü sırada. Türkiye’yi Hindistan, Kamboçya, Vietnam, Fas, Pakistan, Tunus ve Sri Lanka takip ediyor. Türk hazır giyim sektörü AB pazarında 2011 yılına kadar ikinci tedarikçiydi. Bangladeş’in çarpıcı şekilde yükselen ihracatı Türkiye’yi üçüncü sıraya indirdi.

Dünyanın diğer önemli tekstil ve hazır giyim tüketicisi ABD’de ise Türk tekstil ve hazır giyim sanayi ihracatının payı sadece yüzde 1. ABD’de en büyük beş tekstil tedarikçisi Çin, Hindistan, Pakistan, Meksika ve Türkiye olarak sıralanıyor. Bu ülkede hazır giyim alanında ise Çin, Vietnam, Bangladeş, Endonezya ve Hindistan en büyük beş tedarikçi.

HANGİ KONULARDA KİMLERLE YARIŞIYORUZ
ULUSLARARASI rekabet şartları açısından hammadde, enerji, işgücü gibi maliyet bileşenleri büyük önem taşıyor. Maliyetleri etkileyen bir unsur olarak, devletler tarafından ihracatın finanse edilmesi ile sağlanan teşvikler de rekabet avantajı yaratıyor. Bunun yanı sıra Ar-Ge, teknoloji ve inovasyon alanındaki gelişmişlik düzeyi de ülkelerin rekabet gücünde belirleyici rol oynuyor.

Ücretler ve işgücü maliyeti: Ücret ve iş gücü maliyeti, sanayinin coğrafi dağılımında bile etkin ve belirleyicidir. Eurostat’ın asgari ücret istatistiklerine göre, Ocak 2017 itibariyle, Türkiye 479 Euro/ay ile Portekiz’in ardından 14. sırada yer alıyor. Sıralamada, Batı Avrupa ülkeleri ve ABD’nin altında yer alan Türkiye’de, Polonya, Macaristan, Çek Cumhuriyeti, Romanya ve Bulgaristan dahil olmak üzere 14 Doğu ve Orta Avrupa ülkesinden daha yüksek asgari ücret görülüyor.

Satınalma gücüne göre rekabet: En önemli tüketici pazarını oluşturan Avrupa’nın içinde Türkiye’ye kıyasla çok düşük asgari ücret uygulaması olan ülkelerin sayısı ülkemiz için rekabet açısından önemli bir dezavantaj. Satınalma gücü paritesine göre asgari ücret seviyeleri incelendiğinde ise, daha farklı bir tablo ortaya çıkıyor. Türkiye, satınalma gücü paritesine göre, 962 Euro/Ay asgari ücret ile 10. sıraya yükselmektedir. İspanya, Yunanistan ve Portekiz gibi Avrupa ülkelerinde SGP’ne göre asgari ücret Türkiye’den daha düşük. Dünya tekstil sanayiinde işgücü maliyeti mukayesesine bakıldığında da, Türkiye’nin rekabet ettiği ve pazarlarda büyük paylar alan çok sayıda ülkenin işgücü maliyetlerinin çok düşük olduğu görülüyor. Werner International’ın verilerine göre, Çin, Hindistan, Pakistan, Bangladeş, Vietnam, Fas, Tunus, Endonezya gibi ülkelerin işgücü maliyetleri 0,62 - 3,18 dolar/saat arasında.

Ar-Ge, teknoloji ve inovasyon: Tekstil sanayisi kimya, otomotiv, havacılık gibi birçok diğer sektör ile etkileşim içinde olan çok yönlü bir sektör. Ar-Ge, teknoloji ve inovasyon alanında önemli bir altyapıya sahip ülkeler rekabet açısından üstünlük sağlıyor. Almanya bu ülkelere iyi bir örnek. 350 bin Ar-Ge araştırmacısı olan ve bu konuda 84.5 milyar Euro harcama yapan Almanya, yıllık 30 milyar doların üzerinde tekstil ve hazır giyim ihracatı gerçekleştiriyor.

PAMUKTA ‘KENDİMİZE YETEN ÜLKE’ OLMALIYIZ
DOĞAL elyaflar ve suni-sentetik elyaflardan oluşan hammadde tedariği ve fiyatları, tekstil ve konfeksiyon imalatında gündemi oluşturan temel unsurlardan biridir. Tekstilin önemli hammaddelerinden pamuk, dünyanın her yerinde yetişmiyor. Pamuk, Türkiye dahil bazı ülkelerde uygun yetişme şartlarına sahip. 2015/16 ICAC verilerine göre, Türkiye 640.000 ton pamuk üretimi ile dünyada Hindistan, Çin, ABD, Pakistan, Brezilya ve Özbekistan’ın ardından 7’nci sırada yer alıyor. Tekstil imalatında tükettiğimiz pamuğun önemli bir kısmını, ithalat yoluyla karşılamak zorundayız. Yılda 1.500.000 ton pamuk tüketen Türkiye’nin, pamuk alanında milli bir strateji benimseyerek, kendine yeten bir ülke konumuna gelmesi için çalışmalar başlatılmalı.

TEKSTİLE HANGİ ÜLKELER YATIRIM ATAĞINDA
ITMF Uluslararası Tekstil Makineleri Sevkiyat İstatistikleri sonuçlarına göre, tekstil makinesi yatırımları dünyada hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkelerde devam ediyor. 2015 yılında iplik makineleri alanında kısa elyaf iğlerde (pamuklu sistem), Türkiye 272.076 iğ ile Çin, Hindistan, Vietnam, Bangladeş ve Endonezya’nın ardından altıncı büyük yatırımcı ülke olmuştu. Türkiye’yi 260.688 iğ ile yedinci sırada ABD’nin takip etmesi çok ilginç bir gelişme olarak dikkati çekti. Uzun elyaf iğlerde (yünlü sistem) ise Türkiye 11.160 iğ ile İran ve Çin’in ardından üçüncü büyük yatırımcı ülke olurken Türkiye’yi 7.212 iğ ile İtalya dördüncü büyük yatırımcı olarak takip ediyor. Open-End Rotor yatırımlarında en büyük iki yatırımcı Çin ve Hindistan’ın ardından ABD 19.992 rotor ile üçüncü sırada yer alırken, Türkiye 17.820 rotor ile dördüncü oldu. Tekstüre iğlerde (suni-sentetik) ise en büyük yatırımcı Çin’in ardından Japonya 31.608 iğ ile ikinci sırada, Türkiye 15.888 iğ ile üçüncü sırada ve ABD 13.924 iğ ile dördüncü sırada yer aldı. Dokuma makineleri alanında ise Türkiye 1.936 dokuma tezgâhı ile Çin, Hindistan, Bangladeş, Vietnam ve Endonezya’nın ardından altıncı büyük yatırımcı ülke olurken İtalya 677 tezgâh ile dokuzuncu, Japonya ise 592 tezgâh ile onuncu sırada bulunuyor.

AVRUPA BİRLİĞİ ‘ÜRETİME DÖNÜŞ’ KARARI ALDI
GELİŞMİŞ ülkelerde tekstil ve hazır giyim sanayisine dönüş için yürütülen ciddi çalışmalara örnek olarak, AB imalat sanayisini temsil eden 91 kurumun, üretim için tekrar sanayiye geri dönüşü hedefleyen ortak bildirisi gösterilebilir. AB’nin yeniden sanayileşme stratejisini içeren bu bildiriyi tekstil sanayicileri de imzaladı.

ABD’NİN ‘İMALAT VE İSTİHDAM’ ATAĞI SÜRÜYOR
ABD yeni yönetimi de ‘İmalat Sanayisinde İstihdam Girişimi’ni başlattı. Amerikalıların tekrar imalata döndürülmesi hususunda çalışmalar yapılıyor. ABD tekstil sanayisi 2005-2014 yılları arasında yeni tesisler ve ekipmanlara 18.5 milyar dolarlık yatırım yaptı. Almanya ise yıllık 40-50 milyar dolar civarında tekstil ve hazır giyim ithalatı ile önemli bir tüketici pazarı olmakla birlikte, yıllık 30 milyar doların üzerinde tekstil ve hazır giyim ihracatı gerçekleştirecek güce sahip. 

Gelişmekte olan ülkeler arasındaki Hindistan’da tekstil ve hazır giyim sanayisi üretim değerinin yıllık ortalama yüzde 9 artış ile 2025 yılına kadar yaklaşık 238 milyar dolara ulaşması öngörülüyor. Hindistan Hükümeti imalat sanayisine ve bilhassa tekstile önem veriyor. Dolayısıyla, tüm dünya üretime dönüyor. Gelişmekte olan ülkelerin yanı sıra gelişmiş ülkeler de tekrar sanayileşme hamlesi yapmaya başlıyorlar.

DÜNYA TEKSTİLCİ PEŞİNDE, TÜRKİYE’DE İHMAL EDİLİYORUZ
İSTANBUL Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği Başkanı İsmail Gülle, tekstil ve hazır giyimin Türkiye’nin en güçlü sanayi sektörü olarak son dönemde başlatılan yatırım ve istihdam seferberliğinde de en güçlü oyuncu olduğunu vurguladı. Gülle, şöyle konuştu: “Ancak, nedense tekstilde Türkiye’de algı bozuldu. Devlet, toplum ve gençler sektöre pek iyi bakmıyor. Oysa, ülkemizin ortalama kilogram ihracat değeri 1.5 doların altındayken kumaş ihracat birim değerimiz 7.5 dolara ulaştı. Rakip ülkeler bile kendi ülkelerinde tekstil ve hazır giyim yatırımı yapması için bizim sanayicimizin peşinde. Ocak ayı tekstil ihracatımızın artışı yüzde 17. Artık marka ihracatı yapabiliyoruz. Küresel rekabet ise giderek sertleşiyor. Bazı destekler teşvikler var ama yatırımcımız çoğu zaman bürokrasiye takılıyor. Dünya tekstilci peşindeyken biz adeta ihmal ediliyoruz.”

Kaynak: Sadi Özdemir / Hürriyet