Blogger tarafından desteklenmektedir.

Pamuk, 2017’ye umutlu giriyor


2016’da yüzleri güldüren Türk pamuğu, ekim alanlarının yüzde 20’ye yakın genişlemesiyle 2017’ye daha umutlu giriyor. Doğru politikalar ile pamuk üretiminde 1 milyon tonu aşmanın hayal olmadığını dile getiren uzmanlar, ‘havza modeli’nin pamuk ithalatını düşüreceğini belirtiyor. Geride bıraktığımız 2015/16 pamuk sezonu, verim ve rekolte açısından olumsuz geçmişti. Pamuk ekiminde azalma ve olumsuz iklim koşullarından kaynaklanan verim kayıpları, Türk pamuğu rekoltesinin 2015/16 sezonunda 700 bin tonlar civarında gerçekleşmesine yol açtı. Türk tekstil sektörünün yıllık pamuk ihtiyacının 1.4 milyon tona ulaştığı göz önüne alındığında, pamukta dışa bağımlılığın arttığı bir sezonu geride bırakmış olduk. Bununla birlikte, fiyatların üreticileri memnun ettiğini söylemek mümkün. Uzun yıllardan bu yana ilk kez, Türk pamuğunun sezon boyunca hak ettiği seviyelerden fiyatlandığı gözlendi. Ve üreticilerin geçen yılki memnuniyeti, bu yılın pamuk ekimindeki artışın temellerinden birini oluşturdu. 2017 yılında ise yeni destekleme politikalarının detayları ve uygulamaları da doğru kurgulanırsa, amaçlanan eşik hedef olan 1 milyon tona iki yıl içinde ulaşılabileceğini dile getiren sektörün uzmanları, Türkiye’de pamuk ekim alanlarının 700 bin hektara kadar çıkabilme potansiyeli olduğunu hatırlatıyor. Geçtiğimiz sezon pamuk üretimi açısından üreticinin daha istekli ve üretim odaklı olduğunu gözlemlediklerini belirten İzmir Ticaret Borsası (İTB) Meclis Başkanı Barış Kocagöz, 2015’te dünyada pamuk fiyatlarının konumunu koruduğunu ve bakanlığın yerinde destekleme politikası ile pamuk üreticisinin eski yıllara nazaran çok daha moralli bir yıla girdiğini söylüyor. “Bu moralle ekim alanlarında yüzde 15’e yakın artış sağlandı. Verime gelince, geçen yıla nazaran bazı bölgeler daha iyi olmakla beraber çok büyük bir farklılık gözlemlemiyoruz. Ama bu durum, rekolteye biraz daha iyi yansıyacak. Bu sezon pamuk üreticisi hasat periyodunda çok şanslı bir dönem geçirdi ve yağışlar hasada izin verdiği için çok büyük oranda kaliteli bir pamuk elde edildi” diyen Kocagöz, özellikle elyaf karakteristiklerine bakıldığında bu sezonki iklim koşullarının daha iyi ve mukavemetli elyafların yetişmesine elverdiğini gözlemlediklerini aktarıyor. “Pamuğun altın yılı” “2016, pamuğun altın yılı oldu diyebilirim…” Sözlerine bu cümleyle başlayan Şanlıurfa Ziraat Odası Başkanı Ahmet Eyyüpoğlu, bu yıl verim, kalite ve temizlik anlamında dünya standartlarında pamuk elde ettiklerini dile getiriyor. “Önceki yıllara oranla Şanlıurfa’da 2016 yılında elde edilen pamuk, aslında bir yerde Şanlıurfalı pamuk çiftçisinin de ustalık dönemi hasadı diyebiliriz. Şöyle ki; önceki yıllarda ekim dönemi ve hasat döneminde işin işleyişi konusunda tecrübe ve bilgi eksiklikleri vardı. Bu eksiklikler yıllar sonra pamuk ürünü üzerine yapılan çalışmalar ile asgariye indi. Özellikle pamuğun makinalı ve elle hasadı ile temiz toplanması konusunda sıkıntılar söz konusuydu” diyen Eyyüpoğlu, Valilik, Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü ve konuyla alakalı diğer sivil toplum kuruluşları ile oluşturdukları pamuk kirliliği komisyonunun eğitim çalışmaları neticesinde bu sorunun büyük oranda çözüldüğünü belirtiyor. Zira kirli pamuğu fabrikalara ve dış piyasaya sunmakta büyük sorunlar yaşayan Şanlıurfa, 2016’da bu sorunu asgariye indirirken, bu yıl pamuğun piyasada 2 TL ile 2.50 TL arasında alıcı bulduğunu ifade ediyor. Destekleme politikaları sonuç verdi Pamukta üreticinin hedeflediği kadar olmasa da, en azından enflasyon oranında, yani üreticinin maliyet artışı kadar artış olduğu için memnuniyetini aktaran Barış Kocagöz, destekleme politikasında son yıllarda çok doğru adımlar atıldığını, pamuk üretiminin artırılması yönünde hükümetin kararlılığını görmenin bile üreticinin kararlarında olumlu etki yaptığının altını çiziyor. “Pamuk üretimi adına çok doğru adımlar atılmaya başladı. Bunun etkisi zaten bu yıl yüzde 20 rekolte artışı ile görülecek. Ancak asıl devrim niteliğinde olan, 2017’den itibaren destekleme politikalarının üç yıl için açıklanacak olması... Bu, pamuk gibi yatırımı zor bir üretim için çok önemli. Üretici önünü ne kadar görebilirse pamuk üretimimiz için yaptığımız destekler o kadar yerini bulacaktır. Bunun yanında yine 2017’den itibaren havza bazlı destekleme modeline geçilecek” diyen Kocagöz, eğer kendilerine yansıtılan uygulamaların detayları doğru yapılırsa, hayal ettikleri hedef üretime ulaşabileceklerini dile getiriyor. Kalite yakalandı, ama… Yıllardır verilen mücadele sonucunda Şanlıurfa pamuğunun istenilen kaliteyi yakaladığını söyleyen Şanlıurfa Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Cemal Yıldız ise yurtdışındaki spekülatörler ve Türkiye’de bunlara çanak tutanların, Türkiye için stratejik ürün olan pamuğun fiyatını aşağı çekmek için pervasızca hareket etmelerinin, hem çiftçiyi zor durumda bıraktığını hem de çiftçinin pamuk ekiminden vazgeçmesine neden olduğunu anlatıyor. “Pamuk fiyatlarının istikrarsızlaşmasına neden olunması hem üreticiyi hem de çırçırcıyı olumsuz etkiliyor. Bu konuda ilgili kurumların devreye girerek bu oynanan oyunları bozması ve pamuk fiyatlarında bir istikrar oluşturması gerekiyor” diyen Yıldız, bu önlemler alınmaz ve pamuk fiyatlarındaki istikrar sağlanmazsa, pamuğun kalitesini artırmaya yönelik yıllardır verdikleri mücadelenin boşa gideceğini ve çiftçinin alternatif ürünlere yönelmesi kaçınılmaz olacağının üstünde duruyor. Madalyonun diğer yüzü 2016’yı pamukta iyi bir yıl olarak hatırlayacak olan Türkiye’de, resmin bütününe bakıldığında ise bir nokta daha göze çarpıyor. O da, Türkiye’nin pamukta dünyada sahip olduğu konumunu son yıllarda kaybetmiş olması.

İyi Pamuk Uygulamaları Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Leon Piçon, 2006 yılına kadar 800 bin tonların üzerinde seyreden pamuk üretimi ile Türkiye’nin önemli pamuk üreticisi ülkeler arasında yer aldığını, ancak alternatif ürün fiyatlarının daha avantajlı olması ve destekleme politikalarındaki uygulama yanlışlıklarının, Türkiye’de pamuk üretiminin sürekli bir şekilde gerilemesine neden olduğunu söylüyor. “Geçen yıllar içerisinde Türkiye; Çin, Bangladeş ve Vietnam’ı takiben dünyanın en büyük 4’üncü pamuk ithalatçısı ülkesi konumuna geldi” diyen Piçon, yetersiz üretim miktarı nedeniyle de Türk pamuğunun tamamına yakın kısmının yurt içinde tüketilmeye başladığını aktarıyor. Kısıtlı miktarda üretilen pamuğun satışı için ilave bir çaba sarf edilmesine gerek duyulmadığından, Türk pamuğunun kalitesinin de uluslararası standartların altında kalmaya devam ettiğini dile getiren Piçon, üstün fiziksel elyaf özelliklerine rağmen olumsuz şartlarda işlenerek düşük kalite standartlarında satışa sunulan Türk pamuklarının uluslararası piyasalarda tercih edilmediğini kaydediyor. Ege’de artış yüzde 25 Bununla birlikte İzmir Ticaret Borsası öncülüğünde oluşturulan rekolte tahmin heyeti, Ege Bölgesi’nde, pamuk üretiminde yüzde 25’lik bir artış yaşandığını açıkladı. İTB Yönetim Kurulu Üyesi Bülent Uçak, son yıllarda artan teşvikler ve bakanlığın politikalarının üretimdeki artışı tetiklediğini, böyle giderse pamukta 2018 yılında 1 milyon ton rekoltenin hayal olmadığını söylüyor. Pamuk rekolte tahmini çalışmasının tamamen bilimsel bir proje olarak yürütüldüğüne dikkat çeken Bülent Uçak, “Pamuk rekolte çalışmalarını 2000 yılından bu yana uydu görüntüleri ile gerçekleştiriyoruz. Tespit edilen Ege Bölgesi pamuk ekim alanı verilerinin doğruluk oranının yüzde 100’e yakın olduğunu söyleyebiliriz. 2016/17 sezonunda bir önceki sezona göre bölgemizde pamuk ekim alanlarının yüzde 10.8 oranında artarak 91 bin 553 hektara yükseleceği tahmin edildi. Ortalama kütlü pamuk üretiminin ise yüzde 25’lik artışla 370 bin tondan 427 bin 243 tona çıkmasını öngörüyoruz” şeklinde konuşuyor.

Ege’den bir diğer haber, geçtiğimiz ekim ayında Manisa Ticaret Borsası Başkanı Sadık Özkasap’tan geldi. Kentte tekrar pamuğu teşvik etmek için devletin 75 kuruş prim desteği vereceğini belirten Özkasap, artık mısıra destek verilmeyeceğini ilan etti. 2017 için Akhisar ve çevresinde pamuk ekim alanları belirlendi ve buralar ciddi şekilde devlet tarafından desteklenecek. Pamukta uygulanan kotaların ve ithal iplik fiyatlarının şehirde pamuğu bitirme noktasına getirdiğini hatırlatan Özkasap, “Üretici bu fiyatlardan memnun. Primle beraber pamuk fiyatlarından da memnun. Mısır, pamuktan sonra bir alternatif oldu ama mısırın katma değeri pamuk kadar yüksek değil. Tarım Bakanlığı bu konuda ciddi çalışmalar yaptı” ifadesiyle yeni yol haritalarını açıkladı. Böylece, 2017’de Akhisar, Akselendi ve Gölmarmara çevresinde mısırı terk eden üreticilerin pamuk ekmesi bekleniyor. Havza modeli ithalatı düşürecek Yıllar içinde yüksek maliyet nedeniyle 791 bin hektardan yaklaşık 450 bin hektara gerileyen beyaz altının üretim alanı, üretici sayısında da büyük kayıp yaşamıştı. Bu bağlamda pamukta üretici sayısı 135 binden 75 bine gerilerken, geçen yıl kullanılan 1 milyon 600 bin ton pamuğun ancak 750-800 bin tonu Türkiye’de üretildi. İthal edilen pamuk için ödenen para ise 2.2 milyar dolar oldu. Bakanlığın, hasat, ihtiyaç ve ithalat durumunu da göz önüne alarak prim desteği sağlamasını öngören ‘Tarım Havzaları Üretim ve Destekleme Modeli’ne yönelik çalışmaları, pamuk üreticilerini de umutlandırdı.

Bu bağlamda, Adana Ticaret Borsası Başkanı Şahin Bilgiç, pamuk hasadının yağışlar nedeniyle bir süre ara verilse de devam ettiğini belirtiyor. Bu yıl Çukurova’da 270-280 bin dekar alanda 140 ila 150 bin ton rekolte beklediklerini, Türkiye’nin ihtiyacına göreyse bu rakamın çok az olduğunu ifade eden Bilgiç, üreticinin, destekleme modeliyle yeniden pamuğa yöneleceğini dile getiriyor. Havza modelinin uygulanmasıyla pamuk ithalatının yüzde 60’lardan, yüzde 30’lara gerileyeceği ifade ediliyor. Başbakan Binali Yıldırım’ın, bu modelden söz ederken, çiftçinin kullandığı mazotun yarısını devletin ödeyeceğini açıklaması da önemli bir nokta elbette. Hedefler yükseltilebilir Tüketimde 1.5 milyon ton ile önemli bir noktada olan tekstil sanayiinin her yıl üretim yetmediği için 2 milyar dolar harcayarak yaklaşık 800 bin ila 900 bin ton ithalat yaptığını hatırlatan İTB Meclis Başkanı Kocagöz, üretimde 1 milyon ton hedefine ulaşılırsa, en azından 2010 yılında yaşanan ‘pamuk tedarik krizi’ gibi sıkıntılı yıllara göre, stratejik anlamda daha sağlam duracağımızı belirtiyor. “Türk pamuk elyaf kalitesi ise yıldan yıla artıyor. Tabii bu da çok önemli bir avantaj olacak. Yeni destekleme politikalarının detaylarının ve uygulamalarının doğru kurgulandığı takdirde hedeflenen eşik hedefimiz olan 1 milyon tona ulaşabiliriz” diyen Kocagöz, Türkiye’deki pamuk ekim alanlarının 700 bin hektara kadar çıkabilme potansiyelinin olduğunu aktarıyor. Kocagöz, “Bu anlamda dünya verim liginde de ikinci sırada olduğumuz düşünülünce, önümüzde daha yüksek hedefler de olması hayal değil” şeklinde konuşuyor. Sürdürülebilir pamuğa vurgu Türk tekstil sektörünün lider kurumlarının öncülüğünde 2011 yılında başlatılan çalışmalar sonucunda, 2013 yılında İyi Pamuk Uygulamaları Derneği’nin (İPUD) kurulduğunu aktaran Leon Piçon, uluslararası BCI ile stratejik ortaklık anlaşması imzalayarak, Türkiye’deki pamuk üretiminin profilini ‘Better Cotton’ sürdürülebilirlik standartlarına taşımayı hedeflediklerini belirtiyor. İPUD, yürüttüğü faaliyetlerle toprak sağlığından doğru zirai ilaç uygulamalarına, insana yakışır iş koşullarında çalışma şartlarının yerleştirilmesinden suyun verimli kullanılmasına kadar birçok konuda eğitim ve ortaklık geliştiriyor. 2015 sezonunda, 21 üretici birim altında çalışan 441 çiftçi ile 13 bin 41 hektar alanda, 23 bin 58 ton lif pamuğa karşılık gelen 60 bin 680 ton kütlü pamuk üretildi. Sadece 2016 yılında sürdürülebilir pamuk üretiminin farklı konularında 756 çiftçi ve işçi eğitildi. Piçon, yerel üretimin, iyi pamukta dışa bağımlılığı azaltma anlamında önem taşıdığının altını çiziyor.

Barış Kocagöz / İzmir Ticaret Borsası Meclis Başkanı: Fiyatlar aşağıya seyretmez 
Şu an hasat sezonunun verdiği yoğun ‘pazara dökülme etkisi’ olduğu için, dünya fiyatlarına nazaran daha aşağıda bir seyir var. Ancak kısa vadede bu farkın kapanacağı görünüyor. Dünyada ise Çin’in halen kendi kritik stoklarından sanayisini beslediği, ancak stoklarının azalmaya başladığı ve 2017 sonundan itibaren yine en büyük ithalatçı rolüne soyunacağının etkisi gözlemleniyor. İçeride tekstil sanayimiz ise geçmiş yıllara nazaran stok miktarını daha düşük tutmuş gibi. Ülkemizdeki döviz hareketliliği de malum. Bu verilere göre, fiyatların aşağıya seyretme olasılığı yok gibi görünüyor. 

Cemal Yıldız / Şanlıurfa Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı: Yüksek gider pamuğu etkiliyor 
Pamuk üretimi için Türkiye’nin iklim şartlarının elverişli ve tarım alanlarının verimli olması, arazinin düz, geniş ve sulanabilir olmasına rağmen, pamuk üretiminde iyi bir yerde olduğumuzu düşünmüyorum. Pamuk alım satımında ve üretiminde belirli bir politikanın olmayışı, girdilerin yüksek olması pamuk üretimindeki konumumuzu etkiliyor. 2017/18 sezonunda çiftçinin beklenti fiyatlarının bugünkü seviyede seyretmesi ve hükümet tarafından verilen destekleme priminin hasat sezonundan hemen önce ödenmesi durumunda 2017/18 sezonunda pamuk ekim alanlarının artmasını umut ediyoruz. Türkiye’nin ihtiyacı olan yüzde 80’lik pamuk üretiminin yakalanması için yeterli derecede politika üretilmiyor. Girdilerin yüksek olması ve fiyatların istikrarsız oluşu üreticiyi olumsuz etkiliyor. Bu yılki fiyatların iyi olması ve desteklemelerin zamanında ödenmesi durumunda pamuk ekim alanlarının yüzde 5 ila 10 arasında artacağını tahmin ediyoruz.

Leon Piçon / İyi Pamuk Uygulamaları Derneği Yönetim Kurulu Başkanı: Rekolte 700 bin tonu aşabilir 
2016/17 pamuk sezonuna bir önceki yıla kıyasla daha ümitli girildi. Pamuk ekimi yapılan alanlarda bir önceki yıla kıyasla yüzde 20’ye varan artış var. İklim koşulları da geçtiğimiz yıllara kıyasla daha olumlu geçtiğinden tarla verimlerinde de bir miktar iyileşme gözleniyor. Mevcut şartlar altında 2016/17 sezonu için pamuk rekoltesinin 700 bin tonu aşması mümkün görülüyor. Tarım Bakanlığı’nın 2016 yılının ekim ayında ‘Türkiye Milli Tarım Destekleme Modeli’ kapsamında yayınladığı ‘Havza Bazında Desteklenecek Ürünler’ uygulamasının ülkemizdeki pamuk ekilişlerine olumlu yansıması bekleniyor. Uluslararası pamuk fiyatlarının da cazibesini devam ettirebilmesi durumunda ülkemiz pamuk üretiminin birkaç yıl içerisinde 1 milyon tonu aşması imkân dahilinde görünüyor.

Ahmet Eyyüpoğlu / Şanlıurfa Ziraat Odası Başkanı: 2017’de 100 dönüme 4 bin TL destek 
2017 yılı için pamuk çiftçisine şu tavsiyede bulunabilirim: Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın artırarak sağlayacağı mazot ve ürün desteği göz önüne alındığında, bölge çiftçimiz pamuk ekmekten hiç çekinmesin. Çünkü karşılaşılabilecek sorunlara karşı bakanlığın, çiftçi için önemli koruma önlemleri aldığı görülüyor. Önümüzdeki yıl hedefimiz Türkiye pamuğunun yüzde 55’ini üretmek. 2015 yılında Şanlıurfa’da yaklaşık 2 milyon 2 bin hektar alanda pamuk ekimi gerçekleştiği tahmin ediliyor. 2016 yılı için henüz kesin rakamlar elde edilmedi ancak hem ekim alanı hem de sulanabilir arazi miktarının artması etkili oldu. Artış beklentisinin en büyük nedeni, GAP Projesi kapsamında cazibe sulama alanlarının genişlemesidir. Bu kapsamda Mardin Kanalı ve Suruç Kanalı yönünde sulanabilir arazi oranının artması da etkili olacak. Devletin 2017 yılı için öngördüğü destekleme miktarları da ortalama 100 dönüme 4 bin TL destek anlamına geliyor. Bu da ekim alanlarının genişleyeceği anlamına geliyor.

Sürdürülebilir standart: Better Cotton ‘Better Cotton’, çevre üzerindeki baskının azaltılması ve çiftçilerin geçim ve refah seviyelerinin iyileştirilmesini hedefleyerek yetiştirilen pamuğu ifade eden uluslararası bir sürdürülebilirlik standardı. Bu standart, zirai ilaç kullanımının azaltılmasını, su kaynaklarının etkin kullanımını, toprak sağlığının uzun vadede korunması ve iyileştirilmesini ve tarım çalışanlarının refahının artırılmasını hedefliyor. Better Cotton Initiative (BCI) tarafından dünya genelinde 20 ülkede, 1.22 milyon çiftçinin katılımıyla koordine ediliyor. 2015 yılı itibarıyla ‘Better Cotton’ lisansı ile üretilen pamuk miktarı 2.6 milyon ton ile dünya pamuk üretiminin yüzde 12’sine ulaştı.

Kaynak: Tekstil İşveren