Blogger tarafından desteklenmektedir.

Osmanlı'dan dünyaya yayılan Türk Kırmızısı'nın reçetesi yeniden keşfedildi


Türk Kültür Vakfı Kültürel Miras Laboratuvarı Başkanı Prof. Dr. Recep Karadağ'ın çalışmasıyla patenti alınan renk, tekrar kullanılacak. Karadağ, 17.yüzyıldan itibaren kaybolan Türk Kırmızısı'nın 200 yıl sonra dünyaya yeniden nam salacağını söylüyor.

Türkler'in Osmanlı döneminde, kendine has "kırmızı" rengiyle dünyaya nam saldığını biliyor muydunuz? Çoğumuzun bu renkten haberi yok. Çünkü tam 200 yıldır, Türk Kırmızısı'nı elde edecek reçete kayıptı! 15. yüzyılda litaretüre "Türk Kırmızısı" olarak geçen, 17. yüzyılda bu alanda çalışan ustaların Fransa'ya gitmesiyle reçetesi kaybolan renk ile yeniden tanışma vakti.

SENTETİKLER ÇIKINCA ORTADAN KAYBOLDU
Türk Kültür Vakfı Kültürel Miras Laboratuvarı Başkanı Prof. Dr. Recep Karadağ, Glasgow'daki fabrikaların arşivleriyle, Topkapı, Harbiye Askeri Müzesi gibi müzelerde yapılan çalışmalarla 200 yıldır reçetesi bulunamayan Türk Kırmızısı'nı yeniden elde etti. Laboratuvar çalışmalarıyla analiz edilen reçete geçen ay Türk Patent Enstitüsü tarafından Türk Kültür Vakfı adına tescil edildi. Prof. Karadağ, Türkler'in tekstil literatürüne ve dünya tekstil mirasına kazandırdığı en önemli işlerden biri olan bu rengin yeniden keşfinin kültürel mirasımızın korunmasına, sanat ve bilim dünyasına kuşkusuz önemli bir katkı olduğunu vurguluyor. Karadağ şunları kaydediyor: “Türk Kırmızısı uzun yıllardır reçetesi ortadan kaybolmuş bir boyama şeklidir. Türklere aittir ve adını dünyaya yazdırmıştır. "Turkey red" olarak bilinir. Bütün literatürler böyle kabul eder. 15. yüzyılda tüm dünyada da biliniyor ve ün yapıyor. Daha çok tekstilde kullanılmış. 17.yüzyıl itibariyle bu rengi çalışan iki Rum vatandaşımız Fransa'ya götürüyor. Oradan da İngiltere Glasgow'a geçiliyor ve renk yayılıyor. Fakat reçetesi hiçbir zaman yazılmamış, usta çırak ilişkisi ile hep zihinlerde kalmış. Nihayet sentetik boyaların ortaya çıkmasıyla birlikte bu renk ortadan kaybolmuş. 200 yıllık bir zaman diliminde renkle ilgili birçok yazı var ama hiçbirisi gerçek Türk Kırmızısı değil. Zihinlerden derlenen çalışmalardan hiçbirisi o rengi tutturamadı."


HİNTLİLERE DEĞİL BİZE AİT
"200 yıl sonra kaybolan bir rengi yeniden elde ettik ve bunu günümüz koşullarına daha hızlı ve çabuk uygulanabilir süreç eşliğinde geliştirdik" diyen Karadağ, Dr. Serpil ve Yalçın Ayaşlı'nın laboratuvar desteğiyle çalışmalarını yürüttüklerini vurguluyor. Türk Kırmızısı rengini yeniden elde edebilmek için bilim dünyasının uzun yıllardır çalıştığını belirten Karadağ, 3.5 yıl süren keşif serüvenini şu sözlerle paylaşıyor: "Bu renk Türklere Hindistan'dan gelmiştir diye yaygın bir kanı vardı. Oysa biz araştırmalarımızda Hindistan'da yetişen bitkiyle Türkiye'de yetişen bitkinin boya maddeleri farklı olduğunu, bu yüzden o bitkiyle bu kırmızıyı boyamanın mümkün olmadığını kanıtladık. Geçmişte Glasgow'da Türk kırmızısı yapan 6 fabrika varmış. Artık yok. Üniversitede bu konuda iki doktora iki post doktora çalışıldı. Ben de orayı ziyaret ettim. Bu konu üzerinde çalıştığımızı biliyorlardı. Bana arşivlerini açtılar, 6 katalog gösterdiler. Oradan örnekler aldım. Topkapı Sarayı'ndaki kumaşların analiz ve ölçümlerini, Harbiye Askeri Müzesi'nde bayrak ve sancakların analizlerini yaptık. Sonra buna göre yeniden bir reçetelendirmeye başladık ve 3.5 yıl bu proje üzerinde çalıştık. Laboratuvar koşullarımız da iyiydi. Türk kırmızısı ile boyanan örneklere ulaştığımız verileri toparlayarak bu rengi birebir yakaladık."

Hem sağlıklı hem estetik
Türk Kırmızısı rengi, güzel görünümünün yanı sıra oldukça da sağlıklı. Öyle ki rengin bileşiminde yer alan maddelerin analizleri sonucunda antibakteriyel özellikli bitkilere rastlanıyor. Rengin yüksek değerlikli bir boyama olduğunu söyleyen Karahan, rengin günümüzdeki boyalardan son derece farklı olduğunu sözlerine ekliyor: "Burada elde edilen rengin kalitesi yüksektir. Işıkta solmuyor, yıkanınca solmuyor. Bu boyamalar yapılırken bitkisel analiz sonuçlarına bakınca içerisinde antibakteriyel özellikli bitkiler vardı onları dikkate aldık, antimikrobiyel ve antifungal yapılarını dikkate alarak o reçeteyi yeniden oluşturmaya çalıştık. Bu noktadan sonra da tonlarla renk boyadık, ölçümlerini yaptırdık, yüksek kalitede değerlere ulaştık. Karşılaştırma yaptığımızda bugün Glasgow arşivinde olan örneklerle binde bir sapma ile yakaladık. Bu gözle görülebilir bir değer değil. Bugün Türk Kültür Vakfı adına aldığımız patentte o değerler yerindedir. Dünya yeniden Türk Kırmızısı'nı tanıyacak."

İşte reçetesi
Türk Kırmızısı pamuğun kökboya (Rubia tinctorum L.) ile yaklaşık olarak kırk basamaklı yüksek değer ve renk tonundaki boyaması olarak biliniyor. Türk Kırmızısı pamuğun boyanması süreçleriyle elde edilen bir renk. Kökboya ve Türk Kırmızısı yağının belli oranlarda karışımından oluşturulan ve boyama süreçlerinin belli bir protokol altında yapılmasıyla elde ediliyor.

Kaynak: Yeni Şafak


Yazar : Tekstil Kütüphane Zaman: 13:58 Kategori: